Basındaki Makalelerimiz

çorap

Bir Çilekeş İcadımız Çorap

Doliche Arge İşletme Müdürü

Çorap ayakların yükünü çeken belkide dünyanın en eski icadlarından birisidir.Ayakla ayakkabı arasında sıkılmış kalmış dünyanın yükünü taşıyan ayakların adeta kader ortaklarıdır.Tabii ki ayağına çorap giymeyi layık gören insanlarda.

Biz ayaklarımıza ,çorap ı elbise olarak görmeden giyenlerdeniz.Ama bazı evcil kader ortaklarımız olan hayvanatlarda öyle mi ?Mesela atlar nal denilen blekide hem ayakkabı hemde çorap olan bizim onlar adına geliştirdiğimiz giysileridir.Yani ayak , çorap ,ayakkabı kompleksi onlarda tırnak ,nal ve ayakdır.

Çorapların bir dünya yük çekmesi onların çokda değerli olmasını gerektirmemiş malesef.Hani çorap ya .Nedir ki ayağının kiri.Giyde at.Tabii ben size alında çorapınızı koynunuza koyun demiyorum.Ama çorapada birazcık saygı gösterin yani gösterelim.Hani ona iyi değer veripde 100 pamuktan yaparak onu yani çorapı ödüllendirirsek oda bizim ayağımızı korur kollar.Ona sahip çıkar.Terini emer.Bakterileri azaltır.Ayak kokusunu giderir.Hele birde onu antimikrobiyal yaparsak demeyin keyfine.Çorapcağız o kadar sevinir ki hemencecik size sahip çıkar.Ayağınızı bağrına basar.Onu kötü mikroplardan korur.Kokuyu yutar.Sizi kız evine mancup etmez.Mantarlara kızar onlara savaş açar. Merak etmeyin dünyayı taşıyan çilekeş  çorap onlarıda yener.

Evet çorapı daha değerli kılarsak oda bize daha sağlıklı ayaklarla gezdirir.Biz çorapımızın değerini bilelim çoraplarda ayaklarımızın.

“Marka Şehirden Mucit Şehre”                                 DÜNYA GAZETESİ, 03/02/2006,s.17

Doliche Tekstil İşletme AR-GE Müdürü

Ülkemizin farklı bir yerine gidelim ve bu yerde Gaziantepliyi bir soralım.Acaba cevap be olur?Deneyimlerime göre ;çalışkan ,zeki ,cesur,atılgan gibi övgüye değer cevaplar alırken “Bir Çin den çekiyoruz bir de Gaiznatepliden …Ne  görürlerse hemen üretirler”gibi enteresan  cevaplar da alabiliriz.

Buluş ,patent ve pazarlanabilir ürün arasındaki farkın iyi anlaşılmış olması önemlidir. Buluş ,yeni bir şey bulma işlemidir.Patent ,sınırlı bir süre için ,buluşu yapan kimsenin haklarını koruyan bir güvence belgesidir.Buluş bir ürün değildir ve patent yalnız başına bir ürün üretmez.Pazarlanabilir bir şey üretmek için buluş şeklinde yeni bir fikir geliştirilmeli.Üretime uygun bir şekle sokulmalı ve ürünün halk tarafından kabul edilebilir bir fiyata üretilebilmesi için uygun donatıma sahip olunmalı Ar-GE faaliyetleri sonucu teknik bir çözüm sunan yeni fikirlerin ürün haline gelmeleri ve müşteri ile buluşması patent sistemi içerinde yer alır.bu süreçlern her bir aşamasının kayıt altına alınarak bilginin organızasyon içerisinde paylaşılması sağlanır işletme bünyesinde kurulmuş patent sistemi,sürekli öğrenme geliştirme ve gelişen teknolojileri takip edebilme yeteneği vermesinden dolayı ulaşılan sonuçlar üzerindede temel hakkı sağlaması rekabet gücünü artıracaktır.ulaşılan sonuçların ticarileşmesi, yani buluşların lisans verme, belli bir bedelle devir etme gibi kullanılır hale getirilmesi gelirlerin artırılmasını sağlayacaktır.bu ifadelerde görüldüğü gibi patent üretmek uygulama yönüyle Gaziantep sanayicilerin yaptığı işlerden hiçde farklı değildir.sadece sunumların fotografları çekilmemiş patent formları oluşturulmamış çalışmalardır.

 Bir düşünün her yıl gerek organize sanayi bölgesinden gerekse küçük sanayi geliştirme teşkilatından patent başvuruları olsa ve her yıl bu başvuru sayıları artsa ne olur?marka oluşturma konusunda ödüller alan ve Avrupa birliğinin dikkatini ziyadesiyle çeken bu şehir işte “O”zaman marka şehir olabilir.patent ve argenin önemli alt yapısı sanayi ve bilgidir.yani üretilebilir bilgi.işte sır burada;bilgi Gaziantep üniversitesi üretim ise gururumuz organize sanayi bölgeleri ve küsgettedir.yani bu kurumların aynı amaç için birleşmesi yani teknoparklar...ABD bu konuda köklü bir geçmişe sahip.amerikada üniversite sanayi işbirliğinin bundan 50 yıl önce gerçekleştiğini biliyoruz.bugün Amerika,dünyada bir yılda üretilen patent miktarından fazla patent tescili gerçekleştiriyor.ODTÜ rektörü  sayın ural Akbulut “bir ülkenin süper güç olması bilimsel makale sayısına ve aldığı patentlerle eşdeğerdir.avrupa bunu gördüğü için 1970 li yıllarda üniversite sanayi işbirliğine başladı,”diyerek konunun nasıl çözülebileceğini işaret etmiştir.amerika bu olayı 1950 lerde başlattı.meşhur silikon vadisi dünyadaki ilk teknoparktır.ve dolayısıyla ilk üniversite –sanayii işbirliğinin uygulandığı yerdir.yaptıkları tek şeyde sanayi bölgesinin içine üniversite kurmaktır.işte bu fark ,ABD yi bilim ve teknolojide ulaşılması zor bir noktaya getirdi .orada üretilen silikon çipler sayesinde bilgi teknolojilerinde devrim yaşandı ve ABD de bu alanda tekel oldu.

Aslında Gaziantep için çözüm hazır,mevcut olan Gaziantep teknoloji merkezi tekmerin çok kısa zamanda teknopark haline getirilmesiyle,belkide Gaziantep sanayisinin ortasına kurulacak teknopark ile bilgi üretim izdivacı gerçekleştirilerek kopyalama mantığından yeni bir özgün üretme mantığına ulaşılabilmesi.gaziantepin tarihi değerlerini ,organize sanayi merkezini, küçük sanayi merkezini,coğrafi konumunu,tarım ve hayvancılık değerlerini ve bunun gibi biçok faktörü bir araya getirerek markalaşma çalışmasını bu bütün değerler üzerinde yapmasını daha etkili olacağına inanmaktayım.bu faktörlerin bileşkesinin yeni başarılara gebe olacak atılımları beraberinde getireceğine tüm kalbimle inanmaktayım.gaziantebin bu güne kadar aldığı yol ulaşacagı limanın çokda uzakta olmadığını gösteriyor.yeterki bu gemi sadece yelkenle yetinmesin,içindeki tüm dinamoları çalıştırabilsin.

  "AR-GE ve Gaziantep Sanayisi"                   DÜNYA GAZETESİ, 29/07/2005,s.17

Doliche Tekstil İşletme AR-GE Müdürü

AR-GE denilince aklınıza ne gelir?Benim aklıma Amerikedaki uzay istasyonları (NASA),büyük ilaç firmalarının milyonlarca dolar harcadıkları ilaç geliştirmek için verilen paralar,bilişim teknolojisiyle Japonya...Ancak nedense ne  ülkemizdeki bir çalışma ne de güçlü sanayisi ve üniversitesi olan marka şehir ödülleri alan şehrimiz(Gaziantep)aklıma gelmez.Bir firmanın bilgi departmanı o firmanın AR-GE departmanıdır dersek abartmış olmayız.AR-GE terimi üç faaliyeti kapsamaktadır: Temel araştırma,uygulamalı araştırma ve deneysel geliştirme.Temel araştırma ,görünürde herhangi bir özel uygulaması veya kullanımı bulunmayan ve öncelikle olgu ve gözlemlenebilir gerçeklerin temellerine ait yeni bilgi edinme amacıyla yürütülen özgün araştırmadır.Bununla birlikte uygulamalı araştırma ,öncelikle belirli bir paratik amaç veya hedefe yönlenmiştir.Deneysel geliştirme,araştırma ve/veya pratik deneyimden elde edilen mevcut bilgiden yararlanarak yeni malzemeler ,yeni ürünler ya da cihazlar üretmeye ,yeni süreçler ,sistemler ve hizmetler tesis etmeye yada halen üretilmiş veya kurulmuş olanları önemli ölçüdegeliştirmeye yönelmiş sistemli çalışmalardır.Gaziantep sanayisinin ürettiği ürünler incelendiğinde sürekli ileriye doğru gelişen bir evreyi görürüz.Önceleri Gaziantep ustaları üretemedikleri ancak başka yerlerde üretilen ürünleri gördüklerinde kopya ederek üretirlerdi.Bu kopya üretim süreci başlangıçta Gaziantep sanayisinin gelişimine oldukça hızlı bir ivme kazandırmıştı.Çümkü hazır olan bir ürünü çaba sarf etmeden sadece bakarak ,inceleyerek kopyalama mantığıyla üretebiliyordu.Bu süreç oldukça önemlidir.Çünkü Gaziantep sanayisinin alt yapısının bu kadar güçlü olmasının nedenlerinden biri de budur.

Bu kopyalama mantığı içerisinde yapılan faaliyetlerin çoğu tam olmayan ancak parça parça olan AR-GE faaliyetinin kendisidir.Başta ifade edildiği gibi AR-GEnin bazı evreleri vardır. İşte Gaziantep sanayisinde geleneksel bir AR-GE faaliyetini görmek mümkün ancak bu AR-GE faaliyetinin belli bir noktadan sonra sonuç vermediği görülmektedir. Tam anlamıyla yapılacak AR-GE kopyalama ile başlayan üretim sürecinde profesyonelliğe geçişin anahtarı olacaktır. Örneğin bir iplik boyahanesinde boyama proseslerini işletme şartlarına göre ayarlamak,bu uğraş için denemeler yapmak,değişik yöntemleri denemek aslında bir AR-GE faaliyetidir.Ancak bu yöntemleri sürekli deneyen sorgulayan teknik insanların görev aldığı ,değişik kimyasalların denendiği yöntemlerin geliştirilmesi ve bu yöntemlerin düzenli olarak kaydedilmesi ile yapılan faaliyetin tam anlamıyla bir AR-GE alacağı açıktır.Böyle bir faaliyet firmanın bilgi toplama ve kullanabilme kabiliyetini kolaylaştırır.Tabii elde edilen tecrübeler ve bilgiler o firmaya öyle bir kimlik kavuşturmalı  ki artık dünyada ilk olabilecek teknolojileri geliştirebilsin .İşte burada AR-GE nin önemli tanımı söz konusudur. Yani dünyada bir yönüyle tek olan endüstriyel olarak üretilebilen bir buluşun bulunması yani patent üretebilebilme.İşte AR-GE nin bir firmaya verebileceği en güzel performans olsa gerek teknoloji üretebilmek.

AR-GE yapısını oluşturmuş bir kurum gelişim süreci içerisinde en önemli günümüz değeri olan bilgininde sahibi olacaktır. Evet bu bilgi ile kopyalama basamağından kendi tekniğini üreten imalatçı oradan da kendi teknolojisini satabilen bir firma yapısına ulaşabilmek mümkündür. Bu aşamada tekniğini kendi üreten bir firmanın marka ve tanıtım çalışmalarında çok fazla zorlanacağını zannetmiyorum.

Marka ve Doliche

                                                                                                                         

DÜNYA GAZETESİ, 10/06/2005,s.17

Doliche Tekstil İşletme AR-GE Müdürü

Dünyanın tarihi büyük şehirlerine bir baktığımız zaman o şehrin simgesi olan bir yapıyı muhakkak görürüz.Mesela Paris Eiffel Kulesi ile Roma Pizza Kulesi ile Londra o meşhur köprüsüyle anılır.Üç eski kıtanın gerdanı Anadolunun incisi İstanbul ise camileri ile kendisini tüm dünyaya tanıtır.Hatta bu yapılar o şehrin değil şehrin bulunduğu ülkelerin de simgesi olmuştur.

Bu tarihi simgeler o ülkenin sanayini ,turizmini ,siyasi etkinliklerini bir marka amblemi gibi tanıtmaktadır.M.Ö 300 yıllarında kurukmuş olan antik kent Doliche Gaziantep’in <--?xml:namespace prefix = st1 ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:smarttags" /-->10 km kuzeybatısında bulunmaktadır.Antik dönemde önemli ticaret yollarının yakınında bulunan şehir Mezopotamya ,Suriye ve Pers krallıkları,eski Yunanaistan  ve Roma uygarlıklarından etkilenmiştir.Şehrin erken dönemlerinden beri yakınındaki Dülük Baba Tepesinde bir kutsal merkez yer almaktadır. Doliche nin dinler tarihi için bilim dünyasında önemi uzun zamandan beri bilinmektedir.Roma tanrısı Jupiter Dolichenos(Doliche) un anayurdu olarak Kommangene bölgesel sınırlarını aşan bir üne sahiptir.

Jupiter Dolichenus(Doliche )un  günümüze ulaşan büyük çogunluğu üstün bir kalite sergileyen tasvirleri,Roma İmparatorluğu ‘nun bir çok eyaletinde özellikle Fırat ve Tuna nehirleri civarında ve Roma şehri sınırları içerisinde bulunmuştur.Jupiter Dolichenos un  Ön Asya bölgesinde yaygınlıkla tapınım gören Sami hava tanrısı Hadad ve Hitit tanrısı Teşup ile eş tutulduğu anlaşılmaktadır. Helenistik katmanların altında ortaya çıkartılacak daha erken dönem kalıntıları sayesinde sadece Roma İmparatorluğunun en önemli tanrılarından birinin geçmişi hakkında değil, bölgenin zengin dinler tarihi hakkında da daha fazla bilgi edinmek de mümkün olacaktır.Gazi şehrimizin markalaşması için gösterilen çabalara eklenecek en güzel çalışmalardan biri de Jupiter Dolichenus merkez kutsal alanıyla ilgili olanıdır.

Burada yapılması gereken bazı çalışmalar bulunmaktadır.Örneğin ,Dülük Tepe de olan tapınak kazı çalışmalarına maddi ve manevi destek sağlamak amacıyla valilik ,ilgili kaymakamlık ,Büyükşehir belediye başkanlığı ,sanayi odası ,ticaret odası ,üniversite ve diğer sivil toplum örgütleri bir platform çerçevesinde birleşmelidir. Antik tapınak kazılarından elde edilecek eserlerin tanıtılması için tapınak alanına özel açık hava müzesi ve ayrıca web sayfası oluşturulmalıdır. Broşürler ,kataloglar ,tanıtıcı bildiriler,kitapçılıklar hazırlanarak ülkemizdeki ve yurtdışındaki ilgili yerlere dağıtılmalıdır.

Gaiznatep de organize sanayi bölgeleri ve şehir merkezi ile Doliche Antik şehri kalıntıları  arasındaki yakınlık sanki geçmişin aynasını yansıtmaktadır. Dünyaca tanınmış Zeugma antik kenti yanında kutsal antik tapınağı ile de dünya dinler tarihi için önemli olan Doliche antik kenti Gaziantep’in her yönüyle (ticari,sanayi ,kültürel,turizm vb.)tanıtılmasında önemli rol oynayacaktır. Belki de Dülükbaba Tepesindeki Jupiter Dolichenus kutsal alanındaki antik tapınak aslına uygun olarak restore edilip ayağa kaldırılsa Gazi şehrimizin marka amblemi olabilir.Belki de bu amblem gelecekte şehrimizin daha da önemlisi ülkemizin önemli bir simgesi olacaktır.Berlindeki Zeus Tapınağı gibi .Kim bilir?

“Milenyum Sanatkarlığı"  

                                                                                                                   DÜNYA GAZETESİ, 15/04/2005,s.17

Doliche Tekstil İşletme AR-GE Müdürü

Tekstilin üç önemli alanı vardır. Giysi, ev tekstili ve teknik tekstil. Ancak Türkiye teknik tekstil konusunda maalesef başarısızdır.Tekstil sektörünün önemli merkezlerinden olan Gaziantep de bu başarısızlıktan nasibini almıştır.

Gaziantep te bulunan birçok firma kendi teknolojisini üretip bu teknolojiyi rahatça kullanabilme potansiyeline sahiptir.Bu potansiyel onlarca yıllık sanatkarlığın bir mirasıdır.Bu sanatkarlık artık yerini AR-GE faaliyeti yapabilen ve bu faaliyetler sonucu patent üretebilen bir milenyum sanatkarlığına bırakılmalıdır.Çünkü Gaziantep e yakışan budur.Artık sanayicimiz klasik ürünleri bırakıp katma değerli ürünleri üretmek mecburiyetindedir.Örneğin Almanya nın tekstil ihracatının yüzde 50 sini teknik tekstil oluşturmaktadır.Bizim de teknik tekstile yönelmemiz Çin ve Hindistan ile rekabet edebilmekte en önemli avantajlarımızdan biri olacaktır.Bu yönelme sadece para verilerek yapılacak bir iş değil ,tamamen araştırma-geliştirmeye dayalı bir iştir.Türkiye ,çorap sektöründe ,ihracatta dünya ikinciliği için yarış halinde olan bir ülke ise bu sektörde başarılı olmak için yapılması gereken en önemli işlerden biri teknolojiyi takip edip dünya standartlarında üretim yapmaktadır.Antimikrobiyal çorap gibi yeni gelişen konularda söz sahibi olmak günün ve geleceğin anahtarının elde edilmesidir.

Bu konuda yapılabilecek en önemli eylem  “araştırma-geliştirmedir. Araştırma –geliştirme her zaman bir adım önde olmanın garantisidir.Bu bilincin yerleşmesi için üniversiteler,sektör kuruluşlarının ilgili birimlerinden oluşturulacak ekipler acil eylem planlaması yaparak sektöre yön vermelidir. Unutulmamalıdır ki bir ülkenin sahip olduğu patent ve patent başvuru sayısı yine o ülkenin gelişilmişliğini gösteren en önemli veridir.

 

"Çorabın Serüveni"                   DÜNYA GAZETESİ, 29/09/2005,s.15

Doliche Tekstil İşletme Şefi

Çorabın Serüveni(Çorap Tarihi)                 

Çorap (corap),yalnızca bir örtünme malzemesi olmayıp,insan sağlığı açısından da son derece önemli bir giysidir. Çorap insanın hayatı boyunca çok fazla tükettiği ve kullnadığı giyim eşyaları arasında ömrü en kısa olanıdır.Çorap tarihi(çorabın tarihi) incelendiğinde ilk çorabın M.Ö 500-600 yıllarına ait olduğu bilinmektedir. Altay dağları eteklerinde Pazirik mevkiinde yapılan kazılarda bulunan çorapların keçeden yapıldığı belirlenmiştir. İlk yazılı kaynaklarda ise Yunanlı şair Hesedios M.Ö 8.yüzyıl hayvan kılından örülmüş bir ayakakbı astarından söz etmiştir. 1920 yılında Mısırda yapılan kazılarda ise MS 3 ve 6 .yy a ait örme çoraplar bulunmuştur.El örgüsü çoraplar bugünkü biçimlerini 17.yyda almıştır.Nottingham yakınlarındaki Calverton kasabasında yaşayan bir papaz olan William Lee kadınların elle örme hareketlerini izleyerek ,aynı hareketleri mekanik olarak gerçekleştiren bir düzenek hazırlamıştır.Hazırladığı bu sistem ile de ilk mekanik çorap üretimini gerçekleştirmiştir.Bu sistem zaman içerisinde geliştirilmiş ve 1849 yılında İngiliz Matthew Towsen in dilli iğnenin patentini almasıyla örgü sektöründeki gelişmenin önü açılmıştır.II.Dünya Savaşı sırasında Amerikada Dupont şirketinin aşınmaya karşı yüksek dirençli,örtücü ve esnek bir elyaf olan ve günümüzde Naylon 66 olarak bilinen ipliği üretmesi ile çorap daha dayanıklı,esnek ve rahat bir giysi halini almıştır.Türkiyede yüzyıllar boyu elle örülen çorap 1900 lü yılların başından itibaren basit kollu makineler ile üretilmeye başlamıştır.II.Dünya Savaşından sonra küçük ev atolyelerinin ve işletmelerin oluşumu gözlenmiştir.1980 li yılların ortalarına kadar sektör yapısı atolye ve küçük işletmeler olarak tanımlanırken,bu tarihten sonra ve özellikle ihracata yönelik üretimin de başlaması ile fabrikalaşmaya yönelik bir yapılanma oluşmuştur.Henüz optimum büyüklüğü yakalayamamış olan çorap üreticileri ise ana fabrikalara fason üretim yaparak kapasitelerine katkıda bulunmuştur.

Türk çorap sektörünün 1985 yılındaki kapasitesi yaklaşık 127 milyon çift seviyelerinde bulunmakta iken ,2001 yılında bu oran 1 milyar 200 milyon çiftlik bir kapasiteye ulaşmıştır.2001 yılı verilerine bakıldığında ABD 3,5 milyar çift üretimi ile dünya birincisi durumundadır.ABD yi 1,4 milyar çift ile İtalya izlemektedir.Türkiye ise üretimi ile 3.sırada yer almaktadır.

Gaziantep tekstil sanayisi genellikle hammadde ve yarı mamul üretiminde başarı göstermiştir.Fakat bu konuda gerekli fizibilite çalışmaları yapılmadan o kadar çok yatırım yapılmıştır ki arz talep dengesizliği ortaya çıkmıştır. 

 

Etiketler: Çorap,çorap ayakkabı
Haziran 04, 2020
Listeye dön
cultureSettings.RegionId: 0 cultureSettings.LanguageCode: TR